‘Lida Yorumları’ olarak etiketlenmiş yazılar

Sütün Zararları ve Lida

Salı, 28 Eylül 2010

Sümüksü maddeler hastalıklara neden olan bakterilerle dolup taşar. Hastalıkları doğal yöntemlerle tedavi edenler, inek sütünün hayatımız boyunca bedenimizde oluşan sümüksü maddelerin kaynağı olduğuna inanırlar. Bu nedenle inek sütü içenler bedenlerini nezle, soğuk algınlığı, astım, bronşit ve başka pek çok hastalığa yol açan bakterilerin yuvası haline getirmiş olurlar. Lida kullanımıyla bu sümüksü maddeler ulaşımı arasında bir bağlantı yoktur, Lida yorumları ‘na göz atarsanız hiç bir Lida kullanıcısının böyle bir sorunla karşılaşmadığını görürsünüz.

Sözü edilmesi gereken bir konu daha var; günümüzde üretilen sütler çevre kirliliği nedeniyle de, özellikle çocuklar için zararlıdır. Sütün içindeki kalsiyum hemen her zaman radyoaktif bir element olan stronsiyum-90’la birlikte bulunur. Stronsiyum-90’ın molekül yapısı kalsiyumunkine benzer ancak daha büyüktür. Stronsiyum-90 bedenimize girdiği zaman, molekülleri iskelet sistemimizdeki kalsiyum moleküllerinin yerini alır. Bu nedenle süt içenlerin, özellikle el ve ayak parmaklarının eklemleri büyümüştür ve sık sık kalça ve diz eklemleriyle ilgili hastalıklara yakalanırlar.

Kalsiyum, yağ ve kolesterol

Sütün kemiklerimizin gelişimi için gerekli bir element olan kalsiyum bakımından zengin olduğu inkâr edilemez. Peki, kabuklu yemişler, lahana, havuç, kırmızı pancar ve haşhaş tohumu? Aslına bakarsanız bu saydıklarımız, üstelik başka bileşenlerle uygun oranlarda alındıkları takdirde çok daha kolay sindirilebilen ve daha yüksek oranda kalsiyum içerirler. Hem bunlar Orjinal lida kullanımına da destek verirler.

Süt aynı zamanda hayvansal yağlar içerir ve bilindiği üzere, yağ, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarının ana nedeni olan kolesterol düzeyimizi yükseltir. Sütün kaymağının alınmasının nedeni de budur. Ancak bu işlem yapıldığı zaman sütün bileşenlerinin doğal oranları bozulmuş olur. Bu tür süt içmek, bedenimizin fosfor ve kalsiyumu dengeli bir şekilde kullanma yeteneğine müdahale eder. Sonuç olarak bedenimizin kalsiyumu tutma yeteneği düşer. Yetersiz kalsiyum tutulması ise kemik erimesinin başlıca nedenlerinden biridir. Sütün yağının alınmasının nedeni dolaşım sistemimizi korumaktır (benim bu genel kanıya katılmamamla birlikte) fakat bu kez de iskelet sistemimizi mahvetmiş oluruz. Süte gerçekten sağlığımızı böylesine riske atacak kadar bağımlı mıyız?

Beslenme Tarzı ve Zayıflama

Cumartesi, 25 Eylül 2010

Üç hafta sonra, hafta sonu için yine eve geldim. Öğleden önce, kır saçlı Dr. Mucize ikinci ev ziyaretini yaptı. Öğle yemeğine de kaldı. Daha sonra, ağzıma attığım her lokmayı tasasızca kaydettiğim günlüğümü gözden geçirip derhal, her nasılsa benim göremediğim ama onun için son derece açık olan bir portre çıkardı. Okulla, kiraladığım dairenin yer aldığı Yedinci Bölge arasında en aşağı 16 pastane vardı. Yemeklerim, farkına varmadan, hamur işlerinden oluşmaya başlamıştı. Paris’te yaşadığımdan ailemin bunu bilmesine imkân yoktu. Eve geldiğimde doğal olarak, en sevdiğim yemekleri pişiren annem, kendi çatısının altında bile gizli gizil tatlı yediğimden habersizdi. Sonra Lida yorumları ‘nı okuyunca fark ettim ki kilolarından müzdarip çoğu kişi benim gibi besleniyormuş.

Paris’te çeşit çeşit muhteşem hamur işlerini gövdeye indiriyordum. Sabahları kruvasan, pain au chocolat (çikolatalı ekmek), chouquette (tatlı puf böreği) ya da tarte au sucre (şekerli tart) yiyordum. Öğle yemeğinden önce meşhur ekmek fırını Poîlane’e uğrayıp pain aux raisins (üzümlü ekmek), tarte auxpommes (elmalı tart) ya dapetit sables (küçük çörek) alıyordum. Sonraki durak olarak bir cafeye girip her yerde bulunan jambonlu tereyağlı bagetle Poîlane’den kalan hamur işini kahveyle birlikte yiyordum. Akşam yemeğinde daima bir ekler pasta, Paris Brest (kremalı bademli çörek), religieuse (eklerden yapılan bir tatlı) ya da milföy gibi kaymaklı, tereyağlı bir tatlı oluyor, bazen de akşam yemeği sadece bunlardan oluşuyordu. Bazen akşamüstü atıştırmak için bir palmier (kocaman, üstü şekerle kaplı bir kurabiye) aldığım da oluyordu. Öğrenci olarak, hep hazır yiyeceklerle besleniyordum. Yeşillik yüzü gördüğüm yoktu, günlük meyve ihtiyacımı ise meyveli tartlardan karşılıyordum. Bu dengesiz beslenme tarzını, hiç düşünmeden ve müthiş bir gönül rahatlığıyla sürdürüyordum tabii, dış görünüşüm hariç. Bazı arkadaşlarım Orjinal lida kullanıyordu ve onların bu tarz besinlere karşı iştahı zamanla azalmıştı.

Bunun, sokakları dayanılmaz pastanelerle dolu olmayan Amerika’da edindiğim bir beslenme tarzı olmadığı çok açık (ama o zaman da şimdi olduğu gibi, sıcak damla çikolatalı kurabiye standları, dondurmacılar ve insana hayretten küçük dilini yutturacak çeşitlilikte süpermarket tatlıları konusunda hiçbir sıkıntı yoktu). Ama beni yoldan çıkartıp Paris’teki nefis mayın tarlasına sokan şeyin Amerika’da edindiğim beslenme tarzı olduğunu sonradan öğrenecektim. Amerika’da, ayakta yemek, kendi yemeğimi hazırlamamak, diğer çocuklar gibi ne bulursam onu yemek (Fransızların dediği gibi n’importe quoi ne olduğu önemli değil) gibi bazı alışkanlıklar edinmiştim. Brovniler ve beygıllar özellikle tehlike arz ediyordu; geldi

Yüksek Şeker Tüketimi ve Zayıflama

Perşembe, 23 Eylül 2010

Besinleri rafine etmenin gerekçesi, onları ticari olarak daha cazip hale getirmektir. Pişirme ve benzeri ısı işlemleri, yiyeceklerin Güneş’ten, Dünya’dan ve sudan kazandıkları biyolojik bilgiyi (doğal ürünler içerisinde bulunan kimyasal maddelerin toplam miktar ve bileşimi) yitirmelerine neden olur.

Bedenimiz bu tür yiyecekleri kolayca tanıyamaz ve özümseyemez; kendi öz kaynaklarını kullanarak yararlı hale getirmesi gerekir. Şeker pancarı ve ondan elde edilen şeker buna iyi bir örnektir. Yapılan Lida yorumları na bakacak olursak şekerin ne kadar sağlıksız bir şey olduğunu anlarız. Şeker pancarları pek çok vitamin, mineral tuzlar, enzimler ve hormonlar içeren doğal bitkisel ürünlerdir. Bunlardan elde edilen şeker ise tümüyle rafine edilir, kristalleştirilir ve filtre edilir. (Bu arada şekeri beyazlatmak için bir tür zehir olan kalsiyum klorid kullanılır.) Şeker, midemize herhangi başka bir vitamin, mineral tuz veya biyolojik olarak etkin başka bir madde içermeksizin, kimyasal olarak saf bir madde halinde, sakaroz olarak girer. Saf sibutramin sindirilemez; başka maddelerle karıştırılması gerekir. Şeker pancarı gereken bütün bu maddeleri bünyesinde barındırır; oysa rafine edilmiş şeker bunlardan yoksundur. Tıpkı orjinal lida ile sahte lida arasında farklar olduğu gibi, rafine şekerle doğal şeker pancarı arasında da bir çok fark vardır. Bedenimiz rafine edilmiş şekeri sindirebilmek ve özümseyebilmek için kendi öz kaynakları olan kalsiyum, demir ve diğer elementleri kullanmaya zorlanır.

Bu da diş çürümelerine, şeker hastalığına, kansızlığa vs. yol açar. Araştırmalar yüksek şeker tüketiminin kan damarlarında bozulmalara, hücrelerde yozlaşmalara ve mutasyonlara yol açtığına ve sonunda kansere neden olabileceğine işaret ediyor. Şekeri yalnızca çayımız ve kahvemizle tüketmeyiz; şekerlemelerimizin, bisküvilerimizin, keklerimizin, meşrubatlarımızın ve sayısız ürünün içinde şeker vardır.

Yüksek şeker tüketimi nedeniyle gelişmiş ülkelerdeki şeker hastalığı, kansızlık ve kan kanseri vakaları, son yirmi yıl içinde hızla artmıştır. Bu nedenle ebeveynler çocuklarını, nine ve dedeler torunlarını şekerlerle ödüllendirirken ve çocukların şekerli tatlara alışmalarına neden olurken, çok ciddi bir hata yapıyor. Bu, çocuğun hayatı boyunca vazgeçmesinin son derece zor olacağı bir alışkanlık haline gelebilir.

Egzersiz Yaparken Lida Kullanımı

Perşembe, 16 Eylül 2010

Yüzüstü midenin üzerine uzanılır, ayak lar uzatılarak, birleştirilir, eller ileriye doğru gelecek şekilde omuzlarınızın altına alınır, sırtı korumak için hafifçe omurga esnetilir. Nefes alınırken Lida yorumları ‘na dayanarak ellerimizle yerden destek alınarak göğüs ileriye ve yukarıya doğru kaldırılır, iyice esnetilir. Dirsekler vücuda yakın tutulmaz. Bir süre sonra omurga ileri ve yukarıya doğru esnetilir.

Omuzlar, boyun ve baş serbest bırakılacak şekilde aşağıda tutulur. Baş geriye doğru verilir ve yukarıya doğru bakılır. Birkaç nefes alıp verme süresince bu pozisyon korunur. Sonra yavaşça yere doğru uzanılır. Aynı şekilde bu pozisyon iki-üç kez tekrar edilir. Nefes alınarak, göğüs yerden kaldırılır, baş ve boyundan kaldırılmaz. Omurgayı uzun tutup normal bir şekilde nefes alınıp verilir. Daima nefes kolay ve akışkan olmalıdır. Nefes verdikten sonra da, sakince beden tam olarak gevşetilir. Bu pozisyon sırtı kuvvetlendirir. Karın kaslarını güçlendirir, rahim ve yumurtalık problemlerine faydalıdır.

Salaba: Süresi yaklaşık yarım ila bir dakikadır. Yüzükoyun uzanmaya devam edilir. Eller, vücudun her iki yanına avuç içleri yukarıya gelecek şekilde düz olarak uzatılır. Ayaklar birleştirilir, nazikçe çene yere değdirilir, nefes alırken her iki ayak birden kalçadan arkaya, yukarıya doğru mümkün olduğunca düz olarak kaldırılırırken Orjinal Lida kullanılır. Birkaç nefes alıp verme süresince bu harekete devam edilir ve sonra yavaşça ayaklar aşağıya doğru gevşetilir.

Bu pozisyon da bir veya üç defa tekrar edilir. Nefes kesilmez ve nefes alırken ayaklar yükseltilir, bele yüklenmemek için omurga uzatılır. Hareket ideal olarak yapılamıyorsa zorlanmamaya dikkat edilmelidir. O zaman ayaklar tek tek ve kalçadan yükseltilir. Bu pozisyonda bel güçlenir, sindirime yardım eder, ayrıca mesane, prostat, rahim ve yumurtalıklar için de faydalıdır.

NEDEN BU LİDA DÜŞMANLIĞI?

Salı, 14 Temmuz 2009

Siz de çok iyi biliyorsunuz ki ülkemizde istenilen bir şey çok rahatlıkla karalanabiliyor.Yeter ki birileri bunu istesin.Lida hakkın da ölümcül dediler.Allahınızı severseniz şimdiye kadar bu ürünü kullandığı için kaç kişi öldü?cevaplamaya tenezzül edemeyeceğim kadar basit bir konu bu.Zaten cevabını da siz dahil hepimiz çok iyi biliyoruz.Bana göre bu ürünün yasaklanmasının en büyük sebebi.Kontrolsüz kullanılması…Eczaneye git 30 kutu al kimse bir şey demez sana yada küçük bir çocuğun bu ürünü alabileceği gibi yaşlı veya kalp hastası bir insan da bu ürünü alabilirdi.Ondan sonra bu ürün zararlı.Tabi zararlı kardeşim.Sen bu ürünü kontrol altına almazsan EVET zararlı.

Kabul etmeliyiz ki bazı insanlar için Lida kullanmak tehlikeli.Bunlar:kalp hastaları,böbrek hastaları,doğum yapmış veya emzirme döneminde ki bayanlar.Bunlar kullanırsa eğer yan etkilerini göreceklerdir.Onun haricin de bu ürünün kimseye bir zararı yok.Bunu ben demiyorum.İnternette araştırma yapıp bizim bu konu da ne kadar haklı olduğumuzu sizde görebilirsiniz.Tek yapmanız gereken interneti açıp küçük bir inceleme yapmak.

Benim merak ettiğim bir konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum.Bu ürün Çin’den Amerikaya,Amerika’dan Avrupaya kadar bir çok yerde kullanılıyor.Hatta kendi alanın da en çok kullanılan ürünlerden biri.Bizim Türkiye’de niye bu böyle?Hepinizin kendince yorumları vardır.Ama ben kendi yorumumu sizlerle paylaşıcam.Orjinal olmayan ürünler piyasaya girdi ve demin de bahsettiğim gibi ürün kontrol altına alınamadı.Sonra da ürün piyasadan toparlatıldı.Bu size göre böyledir ve ya değildir.Ama bana göre cevabı bu.Avrupa gibi olmaya çalışıyoruz ya ama her zamanki gibi avrupa’dan farklıyız ne yazık ki…

Bu ürünü kimseye zorla kullandırmıyorlar.İsteyen kullanır amacına ulaşır isteyen yukarıda ki sorularımı kendince bahaneler uydurarak olumsuz cevaplar kullanmaz.Tamamen size bağlı bir konu bu.Ama kullananlar gayet memnun.Biz Lida’yı temize siz ziyaretçilerimiz sayesinde temize çıkardık.Bunun için size sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Hepinize sağlıklı günler…


Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.