Lida ile İlaç Kullanımı

25 Kasım 2012

Lida ile İlaç KullanımıDiyelim ki yolda yürürken birden ayağınızı burktunuz ya da çite takılıp ayağınızı kestiniz. Hasarı algılayan öncü kuvvetler hemen alarm zillerini çalacak ve düşmana karşı savaş ilan edeceklerdir. Hasarlı bölgeden salgılanan prostoglandin ve leukotrien adı verilen maddelere “enflamatuar haberciler” diyoruz. Bu kimyasallar, bir yandan beyne uyarı götürürken, bir yandan da hasarı onarmak için çalışmaya başlarlar.

Prostoglandin’ ler, hasarlı bölgedeki kan damarlarını genişleterek bölgeye kan akışını artırırlar. Hasarı onarıcı, mikropları yakalayan koruyucu akyuvarlar (askeri birlikler) hızla savaş bölgesine gönderilir. Kan akışının artmasına bağlı olarak hasarın olduğu yerde kızarıklık ve şişlik oluşur. Prostoglandin’ lerin bir diğer görevi “ağrı” oluşturmak yoluyla bölgede olağanüstü hal ilan etmektir. Bu yolla savaş alanının başka amaçlarla kullanılmamasını sağlarlar.

Prostoglandin’ ler salgılanmasaydı, burkulan ayağımızın üzerinde koşmaya devam ederdik ki, bu da hasarın daha büyümesine neden olurdu. Aspirin başta olmak üzere kullandığımız ağrı gidericiler, işte bu prostoglandin’ lerin üretimini engellerler. Bu tip ilaçları lida ile beraber kullanmadan önce doktorunuza danışın.

Leukotrien adı verilen haberciler ise, mikroplara saldıracak koruyucu akyuvarların (askeri birliklerin ve silahların) hızla bölgeye gönderilmesinden sorumludur. Astım ve kronik bronşitli hastaların kullandığı “Singulair” adlı ilaç, leukotrien etkisini engelleyerek “enflamasyon“u azaltır. Bu tip ilaçlarda lida hapı ile beraber kullanılmadan önce araştırmayı gerektirir.

Spor ve Lida ile Zayıflama

15 Kasım 2012

Yapılan çalışmalar, uzun yaşayanların yalnızca %30′ unda genetik mirasın etkili olduğunu gösteriyor. Ara sıraSpor ve Lida ile Zayıflama televizyonlara çıkıp sigara içtiği halde 90 yaşına ulaştığını söyleyenler bu azınlığa mensupturlar. Genlere bağlı olarak alınan kilolara karşı lida zayıflama hapı kullanabilirsiniz.

Yaşımızı belirleyen 440 adetten fazla gen var. Eğer genlerimize iyi davranırsak onların yaşlandırıcı faaliyetlerini geciktirebiliriz. Uzun yaşayanların çoğu, uzun yaşamayı hak eden, yediğine, içtiğine, sağlığına dikkat eden, yürüyüşü, sporu bırakmayan kişilerdir. Bu tip sporlar lida ile daha kolay zayıflamanızı sağlar.

Ayak bileği burkulanlar, parmağı kapıya sıkışanlar ya da dizlerinde romatizma olanlar “enflamasyon”un ne olduğunu bilir. Ağrı hissedilen yerde mikrobik bir enfeksiyon yoktur ama aynı apsede olduğu gibi ağrıyan, kızaran, şişen bir bölge vardır.

İşte vücudun hasar oluşturan olaylara karşı verdiği bu tepkiye “enflamasyon” ya da “yangı” diyoruz. Birden ortaya çıkıp kısa süren enflamasyona akut, artıp azalarak yıllarca süren enflamasyona ise kronik enflamasyon adını veriyoruz. Bir örnek olarak dizinizi çarptığınız anda oluşan kızarıklık ya da şişlik “akut enflamasyon”, romatizmalı babaannenizin yıllardır şiş olan ağrılı diziyse “kronik enflamasyon”dur.

Enflamasyon dediğimiz olay, yalnızca eklemlerimizde ya da cildimizde değil, damarlar başta olmak üzere vücudun bütün organlarında görülebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kalp hastalıklarından astıma, sedef hastalığından tiroid bezi hastalıklarına kadar pek çok hastalığın bir tür enflamasyon olduğunu gösterdi.

Biraz daha ileri gideyim, yaşlanma dediğimiz olay da aslında bir çeşit enflamasyondur: Eklemlerimiz eğilip bükülür, dizlerimiz şişip ağrımaya başlar, şekerimiz yükselir, gözlerimizde katarakt olur, kalp damarlarımız tıkanır.

Beslenmede Değişiklik Yapmadan Zayıflama

10 Kasım 2012

Beslenmede Değişiklik Yapmadan ZayıflamaBizim insanımız, doktorlardan (ya da komşu Ayşe Teyze’den) duyduğu “Şundan iç, bunu ye” tavsiyelerini çok sever. Gazeteler her gün, “Günde iki diş sarımsak yiyin, her gün bir bardak kekik suyu için” önerilerinde bulunuyor, televizyonlar “otçu profesörleri” ekrana çıkarmaya bayılıyor.

Ne tavsiye edildiğinin, yenilen içilen otun bilimsel olarak kanıtlanmış bir faydası olup olmadığının bir önemi yok, yeter ki boğazımızdan aşağı insin, tadı da çok kötü olmasın. Bu yazıda, alıştığınızın aksine daha çok “sakın yeme” ya da “aman az ye” gibi emir kipiyle oluşmuş öneriler okuyacaksınız. Bu yüzden pek çoğunuzun hoşuna gitmeyeceğini biliyorum. Pazarlık yok. Lida ile dilediğiniz gıdaları yiyerek zayıflayabilirsiniz.

Her şeyin bir bedeli olduğu gibi sağlıklı yaşamanın da bir bedeli olduğunu kabul etmeniz gerekiyor. Ya tavsiyelerime uygun bir biçimde beslenir, sağlıklı yaşarsınız ya da “can boğazdan gelir” deyip tıka basa yer, felç, kalp krizi gibi hastalıklarla boğuşacağınız günleri beklersiniz.

Yediğinize içtiğinize dikkat ederek birkaç ay içinde yüksek tansiyon hastalığından kurtulabileceğinizi, şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürebileceğinizi unutmayın. Bu tip rahatsızlıkları olanlar lida zayıflama hapı kullanamazlar. Sakın ola ki, yazıdaki bilgilere dayanarak ilaçlarınızı bırakmayın; önerdiğim beslenme sistemini en az altı ay uyguladıktan ve olumlu değişiklikleri gördükten sonra doktorunuzla temasa geçebilirsiniz. Beslenme sisteminizde değişiklik yapmadan lida zayıflama hapı ile zayıflamanız mümkündür.

Plasebo İlaçlar ve Lida

10 Ekim 2012

Plasebolar vücudun kendi kendini tedavi eden yanını uyarır. Örneğin plasebo ile ağrıların geçmesi, beyinde saklı olan endorfin ve plasebo ilaçlar ve lidavücutta mevcut olan uyuşturucu benzeri maddelerin salgılanmasıyla oluşmaktadır. Yirmi yaş dişi çekildikten sonra plasebo uygulanan hastalarla yapılan araştırmalarda, yaklaşık sekiz miligram morfinin yapabileceğine eşdeğer bir rahatlama olduğu görülmüştür. Yani pozitif beklentiler en güçlü ilacın yerine geçmektedir. Plasebo ilaçlar lida ile beraber kullanılamaz.

Siğillerinin hipnoz yöntemiyle ortadan kaybolacağı söylenen pek çok insan gerçekten de bu yöntemle siğillerinden kurtulmuştur. Pozitif düşünceyle, hemofili hastalarında kanın pıhtılaşması sağlanabilir; göğüsler büyütülebilir; bazı cilt hastalıkları iyileştirilebilir.

Sağlığınızın mükemmel olduğuna mı, yoksa berbat olduğuna mı inanıyorsunuz? Sağlığınızla ilgili kanılarınızın ya da beklentilerinizin sağlığınız üzerindeki etkisi doktorunuzun nesnel değerlendirmelerinden çok daha belirleyici olabilir. Sağlıklarının kötüye gideceğini düşünen kişiler nihayet bu sonuca ulaşır ve kendilerini sağlıklı olarak görenlere göre daha sık hastalanırlar. Gerçekten hasta olan insanlarsa sağlıklı olduklarını tasavvur ederek iyileşebilirler.

Bir araştırmaya göre, sağlığının kötüye gittiğini düşünen insanların sonraki yedi yıl içinde ölme olasılıkları, sağlığının mükemmel olduğunu düşünen insanlara göre üç kat daha fazladır. Doktorları tarafından sağlıklarının kötü durumda olduğu bildirilen hastalar bile, sağlıklarının iyi olduğunu düşündükleri oranda daha uzun yaşamışlardır. Sahip olduğumuz inançların güçlü iyileştirici ya da öldürücü etkileri olduğu açıkça görülmektedir.

Ruh halimizdeki gündelik değişimler ya da ufak üzüntüler bile bağışıklık sistemimizi etkileyebilir. “Bugün benim günüm değil galiba!” dendiğini hiç duydunuz mu? Arada sırada hepimiz normalde eğlenceli bulduğumuz şeylerden zevk alamadığımız günler yaşarız; her şey gözümüze gri görünür; bir geleceğimiz yokmuş gibi gelir ve kendimizi güçsüz hissederiz. Oysa diğer zamanlarda her şey son derece güzeldir: Yeni bir işe girebiliriz, aile hayatımız daha iyiye gider ve yaptığımız işten zevk alarak çalışırız. İşte böyle iyi günlerde sağlığımız da daha iyi olur.

Lida’ nın Farmakolojik Etkileri

09 Ekim 2012

Lida nın farmakolojik etkileriDepresyon, sevilen birinin kaybı, bastırılmış öfke ve kalp krizi. Fazla kilolar da depresyon sebebidir ve lida ile verilebilir. Neyse ki, pozitif ve iyimser bir bakış açısına sahip olmanın sağlığa iyi geldiği konusundaki bilimsel kanıtlar günden güne artmakta. Tedavi olmaktan tutun da sağlıklı kalma konusundaki inanışların hepsinde iyileşeceğini düşünen ve mutlu olmayı bekleyen insanların genellikle daha sağlıklı olduklarını görebiliriz.

Yüzyıllar boyunca insanlar, tedavi adı altında kesilip biçildiler; kanatılmalara ve şoklara maruz kalıp acı çektiler ve yeniden iyileştiler. Pek çok vakada hastaların iyileşmesinin sebebi aldıkları ilaçlar değil, iyileşeceklerine dair olumlu beklentileriydi.

Plasebolar (Latince’ de, “sevindirileceğim” anlamına gelir) en güçlü ilaçlardır. Şekerli drajeleri ilaç niyetine içen insanlarda, baş ağrısı, öksürük, diş ağrısı, ameliyat sonrası ağrıları, göğüs ağrısı ve astım gibi şikayetlerin geçtiği; hatta kan sayımları ve mide asidi salgılamalarının bile etkilendiği görülmüştür. Hiçbir semptom ya da sistemin plasebo etkisine bağışıklığının olmadığı bulunmuştur. Yeri gelmişken belirtelim; şeker hastaları lida zayıflama hapı kullanamazlar.

Plasebo etkisi, ilaçların etkisinden bile daha güçlü olabilir. Şiddetli mide bulantısı ve kusma şikayeti ile doktora başvuran bir kadına hiçbir ilaç fayda etmiyordu. Sonunda doktorlar hastaya tetkiklerin sonucunda şiddetli bulantıyla birlikte midede anormal bir kasılma tipi geliştirdiğini bulguladıklannı söylediler. Bu durumda hastaya “yepyeni ve mucizevi bir ilaç” vereceklerini, bu ilacın bulantısını tamamen geçireceğini açıkladılar. Bahsettikleri yeni ilacı aldıktan yirmi dakika sonra, hastanın bulantısı geçmiş, mide kasılmaları da normale dönmüştü.

Aslında hastaya verilen ilaç, genellikle kusmayı sağlayan bir şuruptu. Ama hastanın bu yeni ilacın bulantısını geçireceği konusundaki umudu öyle güçlüydü ki, ilaç normal farmakolojik etkisinin tam tersine ve anında etki göstermişti.


Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.