Glisemik İndeks/Glisemik Yükün Değişmesinde Diyetle Alınan Lifin Önemi

Klinik ve deneysel datalarla birlikte popülasyon çalışmaları, diyabetin yetersiz diyetsel lif alımıyla en çok ilgisi olan hastalıklardan biri olduğunu göstermektedir. Diyetsel lif terimi, bitkisel yiyeceklerin sindirilemeyen artıkları olduğu gibi, bitki hücresi duvarının bileşenleri anlamına da gelmektedir. Değişik lif çeşitlerinin değişik fonksiyonları vardır. Kan şekeri kontrolü üzerinde en faydalı etkiye sahip olan lif çeşitleri suda çözülebilen formlarıdır. Bu sınıfa giren lifler, yan selülozlar, mukilajlar, sakızlar ve pektin maddeleridir. Bu tip liflere sahip olan ya da bu çeşit lifleri içeren tamamlayıcılar eklenmiş yiyecekler, tipik olarak düşük bir glisemik indekse sahiptir. Bunun sebebi, bu çeşit liflerin sindirimi ve karbonhidratların emilimini yavaşlatma yeteneğine sahip olması ve bunun sonucunda kan şekerindeki hızlı yükselişlerin önlenmesidir. Bu çeşit lifler, dokuların ensüline duyarlılığının artması ve glikozun kaslar, karaciğer ve diğer dokular tarafından alımının iyileştirilmesi ile de ilişkili bulunmaktadır; bütün bunlar, kan şekerinin devamlı yükselmesini engeller.

Suda çözülebilen lifler açısından özellikle zengin olan kaynaklar, baklagiller, yulaf kepeği, kuru yemişler, tohumlar, psyllium tohumu kabuğu, armut, elma ve çoğu sebzedir. Önemli olan, yeterli miktarda diyetsel lif elde etmek için bol bol bitkisel yiyecek tüketmektir. Beyaz undan tam tahıllı ürünlere geçmek gibi basit bir değişimin bile tip 2 diyabetin riskini azalttığım biliyoruz ama bizim tavsiyemiz çeşitli kaynaklardan, özellikle de sebzelerden günde en az 35 gram lif alınmasıdır.

Etiketler: , , ,

Yorum Yapın


Çin konuşlu fabrikasında Lida turunç filizleri ile üretilmektedir.